Arşiv

Posts Tagged ‘konca kuriş’

Konca Kuriş’siz 25 Kasım olur mu?

Kasım 25, 2014 Yorum bırakın

* 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü.

* 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü.

• Bugün Konca Kuriş’in adı nerelerde, kimler tarafından anıldı ya da anıldı mı bilmiyorum. Ama hakkıyla anılmayacağını, anılmadığını biliyorum. Oysa Mirabal Kardeşler’in bu topraklardaki karşılığı Konca Kuriş’tir.
• “İslam düşmanı ve laik-feminist Konca Kuriş, Allah ve Kuran-ı Kerim karşıtı fiilleri ve söylemleri nedeniyle, Hizbullah savaşçıları tarafından kaçırılarak üslerimizde sorgulanmıştır.” şeklindeki (IŞ)İD’imsi bir açıklama sonrasında Kuriş’in işkenceler ardından katledildiğini öğrendik.
• Kuriş’in katilleri 2011 yılında zaman aşımından dolayı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldılar. Zafer edasıyla konuşmalar yaptılar, yurt dışına kaçtılar ve kontra örgütlerinin başına geçirildiler.
• Konca Kuriş’in resimlerini bugüne kadar sadece Cumartesi Anneleri’nin ve Barış Anneleri’nin ellerindeki yüzlerce fotoğrafın arasında gördüm. Yine zamanında kendisinin de yakın temasta olduğu bazı feminist ve birkaç Müslüman kadın arkadaşının adını zikrettiğini duydum.  İslami camia zaten öldürülmeden önce Kuriş’i toprağa gömmüştü. Çünkü o sadece kendi mahallelerinin öncü kadınlarından değildi. Öncü kadınlardandı.
• Konca Kuriş günümüzde bile Müslümanların söylemeye korktuğu gerçekleri ve tartışmaya açtığı radikal tezlerini korkusuzca ifade etti, ‘barış için kadın’ mitinglerinde yer aldı. ‘Dinen de fıtraten de kadın-erkek eşittir’ diyen Kuriş’in Kuran’da kadın haklarına dair yaptığı çıkışlar sadece erkek dincileri, erkekçi dinciliği değil, bir bütün erkek egemenliğini ve iktidarını hedef alıyordu.
• Konca Kuriş Türkiye’de feminist olduğu ve kadın özgürlük mücadelesi verdiği için öldürülen ilk ve sanırım tek kadın. Ama öldürüleceğini bile bile mücadelesinden ödün vermeyen Kuriş sadece feminist değildi, başörtülü ve kendi ifadesiyle ‘imanlı feminist’ bir Müslüman kadındı. İşte bu yüzden ‘devrimci’ ‘özgürlükçü’, ‘feminist’ olmaya layık görülmeyerek, feminist olduğu için maruz kaldığı işkence ve infaz dahi görmezden gelinerek bugüne kadar hakkıyla anılmadı, anılamadı ve maalesef hala anılmıyor. Ama bir yandan da ‘adaletten, özgürlükten yana başörtülü kadınlar nerede’ diye sorular duyuyoruz.
• Anadolu, Mezopotamya ve Ortadoğu’nun yani yaşadığımız coğrafyanın binlerce senelik tarihinde kadın özgürlük mücadelesinin öncülüğünü yapmış, büyük bedeller ödemiş nice kadın devrimci, öncü var. Ama bu toprakların çağdaş devrimciliği yüzünü hala kendi coğrafyasına, tarihine, toplumuna çeviremiyor. Öte yandan devrimcilik tarihini 200 yılla sınırlamaya ve Ortadoğu’yu tamamen dışlamaya devam ediyor. Yavaştan bir değişim, gelişim var ki o da Kürt özgürlük mücadelesi ve Kürt kadın hareketi sayesinde gerçekleşiyor.
• Hem yaşadığı toplum içerisinde kadın mücadelesini sürdüren hem de işgalcilere karşı halkına komutanlık yapan Deborah’ı, Firavun’a karşı başkaldıran, işkencelerle öldürülen asi kadın Asiye’yi, türlü şiddete ve saldırılara maruz kalma pahasına dinci erkekçiliğe karşı en amansız mücadeleyi yürütmüş Meryem’i, Kerbela’nın sesi-sözü Zeynep’i ve daha birçok halktan ve inançtan örnekliği anmadan, görmeden, anlamadan mı bu topraklarda kadın mücadelesi yürütülmeye devam edilecek? Bu tarihi bilmeden, anmadan Anadolu ve Ortadoğu’nun özgür kadın hareketini inşa etmek ne kadar sağlıklı olabilir? Kentlerin gece uyumayan caddelerinde var olunca ‘var’ olunmuyor.  Toplum oralardan var olmuyor zira. Ne kadar kalabalık ne kadar merkezde ne kadar sosyal medyada olunursa olunsun tarihten ve doğadan kopuk her şey toplumdan kopuktur.
• 8 Mart ve 25 Kasım bu coğrafyada ilk önce Konca Kuriş’lerle sembolleştirilmelidir. Kadına şiddete karşı feminist, sosyalist, anarşist, liberal, demokrat ama öncelikle Müslüman kadınlar bu yönde girişimlerde bulunabilir.
• Artık 8 Mart ve 25 Kasım’larda 28 Şubat’ların da konuşulmasının, Mirabal Kardeşlerin Konca Kuriş’le anılmasının,  din, dil, ırk, inanç ve düşünce ayrımı yapılmadan tüm asiyelerin yani asi kadınların buluşturulmasına daha fazla geç kalınmamalıdır. Yani önce yanımızdakileri görme, tarihimizi bilme, coğrafyamızla da barışmamızın zamanıdır. Mücadelenin doğru yöntemi de budur, mücadeleyi halklar ve tarihle buluşturacak olan da budur.

Bunları haddim olmasa da ifade ediyorum; çünkü Kuriş neden, hangi üst renklerin alt bilinçleriyle hak ettiği değeri görmüyorsa Ortadoğu kadını ve hareketleri de bu zihniyetten kaynaklı görmezden geliniyor ya da küçük görülüyor. Yönlendirilmeye çalışıyor, yönlendiriliyor; etki etmesi gerekirken etki altına alınmaya çalışılıyor. Onların eteklerinde büyümüş çocuklar olarak en azından ‘Koncalar olmazsa olmaz’ demeye hakkımız var.

Özgür doğa, özgür kadın, özgür toplum!
Jin jiyan azadi!