Arşiv
Çevrecilikten doğaya hayır gelmez
– Dünya Çevre Günü olarak anılan bugün, doğadan yana gibi görünse ve anılsa da doğaya karşı bir anlam ifade ediyor. Çünkü çevrecilikten doğaya bir hayır gelmez, gelemez.
– Çevre ben/biz’in etrafıdır, ben/biz’in dışındakilerdir. Doğa ise benim, biziz, doğadaki tüm varlıkla hepimiziz. Çevrecilik doğadan değil, doğadan koparılan kentler merkezli bir yaklaşımdır. Doğal değil yapaydır, makyajdır, muhafazakardır.
– Sistem, devlet, iktidar, bankalar, büyük holdingler, HES’ler, RES’ler, ilericiler, kalkınmacılar, aydınlanmacılar, bilimciler, dinciler, sanayiciler, gerekeni değil büyük işleri yapanlar çevrecilerdir. ‘Muhalif’ kent ve cadde çocuklarından oluşan ve “çevreciler” olarak tanımlanan kesimlerin farkı küçük ve erksiz çevreci olmalarıdır.
– Doğa hakkı, ekoloji mücadelesi alanlarında da maalesef gizli ya da açık çevreci algı baskındır.
– Çevreci söylem ve eylemler modernisttir. -Ne kadar tarihsel olsalar da- günümüz sorunlarının modernizmle de bağını kuramayan-göremeyen ve karşı tavır geliştirmeyen her ‘…izm’ de olduğu gibi çevrecilik de moderniteye mahkumdur.
-Çevrecilik endüstriyalizmin bir kısmına karşı çıkar (yapay kent duyguları ve vicdanları üzerinden algı yaratabilen kısımlar) ve bunu yaparken de kapitalizme ve ulus devlete kördür.
– Çevrecilik eleştirir ama alternatif-başka bir yaşam-toplum inşa edilmesinde çaresizliği oynar.
– Çevrecilik doğayı toprak, su, bitki ve hayvanlar olarak görür ve sadece ‘çevre’ ile ilgilenir. Oysa doğa ve ekoloji, aynı zamanda ekonomidir, toplumsaldır, siyasidir, yaşama dair her şeydir.
– Çevrecilik manzaracılıktır, hayvanseverliktir. Çevrecilikte insan doğanın/evrenin bir parçası değildir. Çevrecilik gizli insan merkezlidir. Yapay kent insanlarının yapay duygu ve düşüncelerinin yapay ihtiyaçları ve hissiyatları üzerinden kurulur.
– Çevre insanın yurdu ve yuvası değildir, insanın yurdu ve yuvası doğadır.
– Çevrecilik ‘çevreyi’ insanın merkezinde olduğu ‘etraf’ kabul eder ve doğayı kendilerine emanet olarak görerek baştan tahakküm kurarlar. Oysa doğa bizden, bizlerse doğadanız. Emanet durumu varsa, o da doğanın bizlerin değil bizlerin doğanın emanetinde olduğumuzdur. Doğanın bereketi ve şifasıyla yaşam bulan insanın, doğayı kendine ’emaneti’ ya da ‘helali’ görmesi olsa olsa bunca tecavüze ve talana kılıf uydurmaktan ibaret olacaktır.
– Toprakla ilişkisi olmayanın gökyüzüyle de ilişkisi sönümlenir . Çevreciliğin insan-mekan algısı günümüzdeki hakim algı gibi dört yönlüdür.
– Çevreci insan bireyci ve canlıcı, doğal insan toplumsal ve yuvacıdır.
– Çevrecilik ilerici veya gerici; her halükarda doğrusaldır ve çizgiseldir. Ama doğa döngücüdür.
– Çevrecilik devrimci değil orta yolcudur, orta sınıfçıdır, elitisttir. Çevrecilik alttan ve aşağıdan değil üsttendir, yukarıdandır. Çevreciliğin ve çevrecilerin korkuları ve kaybedecek şeyleri çoktur. Afilli isimlere sahip global çevreci kurumlar, büyük işler, çılgın projeler yapan şirketlerin ve iktidarların truva atları bile değil, bizzat şirketlerin kendileridir. Çevre ve çevrecilik sektördür, piyasadır.
– Çevrecilik vatanlı, devletli, sınırlı, sınıflıdır. Doğa vatansız, devletsiz, sınıfsız, sınırsızdır.
– İnsanın yuvası her canlı gibi doğadır. Çevrecilik doğada yaşamı yani doğal yaşamı savunmaz.
– Doğadan yana olanlar barışın, hak mücadelelerinin, yaşam savunusunun da parçası hatta öncüsüdürler. Çevreciler genellikle mevcut iktidara muhalif ama kesinlikle sisteme ve devlete entegrelerdir.
Doğayla savaşan insanla, insanla savaşan doğayla barışamaz.
Doğayı çevrecilikten de koruyalım.
İnsan Barışla Yaşar
Son Yazılar
- Çözüm ve kurtuluş dışarıda ve savaşta değil, içeride ve barıştadır.
- Kürtler 3.Dünya Savaşında Türkiye ile Birlikte mi Olacak?
- Ebrari ile Ortadoğu’da dolaşan hikayesini ve Kürtlerle buluşmasını konuştuk
- Muhalefet her şeye rağmen kaybetmeyi nasıl başardı?
- Konuşma sırası şaşırmayanlarda
- Sorular üzerine, Hüda Par
- Doğal Afet mi?
- Batı’dan doğan iktidar Doğu’dan batacak mı? – 2
- Batı’dan doğan iktidar Doğu’dan batacak mı?
- Mahpusluğun ekonomik bedeli
