Arşiv

Posts Tagged ‘islam’

Din, Devlet, Toplum: Bundan sonra ne olur?

Mart 14, 2019 Yorum bırakın

Din, Devlet, Toplum’un bu bölümünde Edgar Şar ve Alphan Telek, konukları araştırmacı Muhammed Cihad Ebrari ile IŞİD’in ortaya çıkışını, gelişimini, Irak’ta ve Suriye’de nasıl bir yol izlediklerini tartıştılar. IŞİD’in elde tuttuğu topraklarını yitirmesi sonucu bundan sonra ne olabileceği de tartışılan konular arasındaydı.

Ortadoğu ve IŞİD Raporu

Eylül 18, 2016 Yorum bırakın

catsSunuş:

İslam Devleti’nin[1] son zamanlarda Ortadoğu’da genişleyerek ilerlemesi, Suriye ve Irak’ta çok çeşitli cephelerde savaşması ve kontrol altında tuttuğu topraklarda bir yandan katliamlar yaparken bir yandan da yerel aktörlerle iş birlikleri kurarak bir toplumsal hareket haline gelmesi, Ortadoğu uzmanları başta olmak üzere herkesin dikkatini çekiyor. SAMER olarak bizler de Ortadoğu’da yaşanan değişimleri anlamak ve Ortadoğu ölçeğinde tutarlı, özgürlükçü ve eşitlikçi bir siyaset geliştirmek için etkisi Ortadoğu’yu da aşmış olan İslam Devleti yapısını tüm yönleriyle tanımak ve yakinen takip etmek gerektiğine inanıyoruz. Kanımızca İD hakkında ne kadar çok söz söylenmiş olursa olsun, hala Ortadoğu’nun içinden yapılmış bilimsel çalışmaların azlığı ciddi bir eksikliktir. Bu bağlamda, bir başlangıç yapmak adına, geniş kesimler için bir tartışma çerçevesi sunmasını umduğumuz bu çalışmayı hazırladık.

Ortadoğu’da son yıllarda yaşanan gelişmelerin klasik yaklaşımlarla, bildik paradigmalar içinden ve verili kavramlarla anlaşılması oldukça güç bir hal almıştır. Ne Batı güçlerinin ne de bölge devletlerinin çıkarlarına ve planlarına dayalı stratejik analizler, ne pozitivist bilimin toplumu ve siyaseti anlamaya yönelik oluşturduğu makro ve mikro denklemler, ne de sınıf ve sermaye çelişkisini merkezine alan Marksizm, Ortadoğu’da yaşanan savaşları, ortaya çıkan irili ufaklı onlarca örgütü ve bağlantılarını, devletlerin ve toplumların çelişkili izleklerini anlamaya ve anlatmaya yetmektedir. Kanımızca Ortadoğu’da siyasi ve toplumsal oluşumları değerlendirmek için bir yandan farklı devletlerin ve coğrafyaların modernite ve kapitalizme eklemlenme biçimlerine bakarken, bir yandan da bu coğrafyalarda hüküm süren hegemonik güçlerin kendi aralarında cereyan eden ve Batı dünyası dolayımıyla yürütülen rekabetlere dikkat etmek gerekir. Aynı şekilde bir yandan Ortadoğu’nun derin hafızasının, mezhepler, ulusal ve etnik kimlikler çerçevesinde ne şekillerde güncellendiğini takip ederken, bir yandan da toplumsal hayatta baskı ve zulme karşı gelişen direnişleri düşünmek gerekir. Yine Ortadoğu’nun yönetimsel ve ekonomik krizlerinin aşılması için ortaya çıkan farklı halk hareketlenmelerinin var olan iktidarları nasıl beslediği ya da dönüştürdüğü de anlaşılmalıdır. SAMER olarak, çözümlemeleri yetersiz kalan hatta kimi zaman toplumsal krizleri derinleştirerek bir parçası olan yaklaşımları aşmaya çalışıp, yeni bir ‘Ortadoğu’da hakikat arayışı’ çabası ile İslam Devleti çerçeve metnimizle başlayacak olan Ortadoğu çalışmalarımıza yön vermek niyetindeyiz.

Daha fazlasını oku…

Soma katliamı ve din, kader, fıtrat üzerine

Mayıs 27, 2014 1 yorum

540035_10150823654313091_323994405_n

– Madenlerin açılması?
-İhtiyaç.
– Patronların ve işçilerin sosyal, maddi, manevi arasındaki uçurum?
– Takdiri ilahi.
– Ateş, gaz, duman, karbonmonoksit, patlama…?
-Hepsi doğa-fizik kanunları, elden ne gelir, bu işin fıtratı bu.
– Köylerin kökünün kurutulması, tarımın, üreticiliğin kasten bitirilmesi, kentlere hapsolmuş tüketici toplum?
– Kalkınma, medeniyet, ilericilik.
– Üç kuruşa bir ömür?
– İmtihan, Allah’a isyan etmemek lazım.
– Yaralı adam sedye kirlenecek diye korkuyor, sedyeden değersiz görüyor kendini?
– O vatana millete devlete içten bağlılık, örnek almak lazım.
-E yüzlerce ölü?
– Kader.
– Peki ihmal, sorumsuzluk?
– Hepsi mevzuata, kanuna uygun.
– Bazıları öyle demiyorlar ama neye inanacağız?
-Kazaya ve kadere inanacaksınız, iman, İslam bu!
– Ne yapacağız?
-Dua.
– Ne yapmayacağız?
– Siyaset, muhalefet, isyan. Bir yas tutalım, bir Fatiha okuyalım önce, ölümleri siyasete alet etmeyelim.

İşte “ŞİRK” ve “KÜFÜR” dini tam ve tüm halleriyle ancak bu kadar gösterir kendini, ki Soma katliamında bir kez daha gösterdi. İnkar (küfür) ve kula kulluk (şirk) bir iktidar üzerinde ancak bu kadar tecelli eder.
Kuran’a gelince; dinin ya da inancın siyasileştirilme çabaları da, siyaseti dinsizleştirme ya da inançsızlaştırma çabaları da şeytan işidir. Ve her an hele hele toplumsal olan her mesele tam da siyaset zamanıdır.  Siyaseti ibadet, ibadeti siyaset olan inanç adına “yas tutun, dua edin, siyaset zamanı değil’ diyenler açıkça nemrut, firavun, ebu lehep, muaviye, yezid geleneğinin temsilcileridirler. Yas tutun, dua edin, soğukkanlı olun diyenlere; yas değil hesap sorma zamanı olduğunu, duanın eylem olduğunu ve bunca ölüm varken ancak seri katillerin soğukkanlı olabileceğini söyleyin!

* * *

Tanrı’nın yarattıklarını, doğayı, doğalı talan etmek, alt-üst etmek, yok etmek, bozmak, patlatmak; medeniyet, kalkınma, ilericilik, vatanseverlik, dine millete bağlılık oluyor.
Devlet, kapitalizm, neo-liberalizm yapılarına, yapaya, yapmacığa, ilahçılık eserlerine, yani putlara saldırmak; vandallık, marjinallik, çapulculuk, din düşmanlığı, vatan hainliği, terör oluyor.

 * * *

Kapitalizm, devlet, AKP, mevzuat, şirket, taşeron, özelleştirme vd sorgulansın da HES’ten, nükleerden farkı olmayan madenciliğin kendisi de, zihniyeti de, ‘sonsuz ihtiyaç’cıların köklü tarihi de biraz sorgulansın. İnsanlık madenlere muhtaç mı? Yeryüzünün üstünde cennet gibi yaşam varken binlerce sene önce yerin dibini madenci kölelere, yeryüzünü de tüm insanlığa, canlılara cehennem eden bu zihniyet köklerinden yok edilmelidir. İhtiyaçlar sınırlı, arzular sınırsız, rızık evrenseldir. Kalkınmacılık, bilimcilik ihtiyaç değildir, ihtiyaç duyduğumuz doğal sürdürülebilirlik doğada ve döngüsünde, yeryüzünün ilk halinde mevcuttur. Doğadan koparan her sistem, her ideoloji, her ‘izm’ batıldır.

* * *

Katliamlara, cinayetlere “kader”, “takdiri ilahi”, “doğal”, “fıtri” diyenler katildir. Katliamlara “kader” diyenleri Kerbela’dan hatırlıyoruz.

* * *

Daha önce de “kader” diyen RTE açık suçluluk psikolojisiyle katliamı aklayarak yaptığı açıklamada cinayetler için yine Allah’a iftira atarak “doğasında var, fıtri” dedi. Kuran “Zulmünü Allah’a yakıştırandan, yalanına Allah’ı alet edenden daha zalim kim olabilir” der. Kitaba, Allah’a en büyük hakaret, saldırı ve iftira budur.

Kapitalizmin, sermayenin, karcı sistemin, kalkınmanın, endüstriyalizmin doğası, fıtratı olmaz. Çünkü yapaydır, yapısı gereği yaşamın doğasına aykırıdır, sömürür, öldürür, bozgunculuk yapar, talan eder.

Yarın barış yurdunda buluşmak üzere..