Arşiv

Posts Tagged ‘milliyetçi’

Malcolm X ve Metin Yüksel

Şubat 11, 2020 Yorum bırakın

İkisi de bir Şubat günü suikasta uğradı.
İkisi de ‘Allahu Ekber’ diyen, sağcı-milliyetçi-dinci tetikçiler ve devlet işbirliği ile katledildi.
İkisi de içinden çıktıkları mahallenin aykırı, marjinal, radikal tipleri olarak yaftalandılar.
İkisi de içinden çıktıkları ve sahtekarlıklarını görerek, yüz çevirdikleri mahallelerinin tetikçileri tarafından öldürüldü.
İkisi de anti-kapitalistti, ikisi de polislerle çatıştı, ikisi de devlet ve sistem karşıtıydı, ikisi de hem söylemleri hem de eylemleriyle tanınırlardı.
İkisi de, öldürülmezlerse toplumun seyrini değiştireceklerinden emin olunduğu için çok ustaca bir karar ve organize ile aramızdan alındılar.
Metin Türkiye’de Kürt, Malcolm Amerika’da siyahtı.
Metin’e ‘Kürtçü’, ‘yeşil komünist’ denilerek, Malcolm’a ‘hain’ ve ‘bölücü’ denilerek infaz kararları verildi. İslamci abilerin anlattıkları gibi Müslüman oldukları için değil yani. Adil, akil ve herkes için adalet ve özgürlük istedikleri için, ‘zulüm bizdense ben bizden değilim’ dedikleri için kurban edildiler.

İkisi de hayattayken onları yalnız bırakan hatta doğrudan ya da dolaylı olarak cinayetlerine ortak olan, pek ‘şehit sever’ dinci-milliyetçi çevrelerce, saygınlıkları ve her çevreden sevgi-ilgi görmeleri nedeniyle timsah gözyaşlarıyla sahiplenildiler. Ama katilleri hep onların içlerindeydi. Katilleri sakladılar, beslediler ve hatta başlarına, başımıza getirdiler.

İkisinin hayatlarındaki ortaklıklar, hayatlarındaki güzellikler ve genç yaşlarına rağmen ürettikleri, geriye bıraktıkları sözler, eylemler anlatmakla bitmez. İki öncü iki devrimci isim…
Malcolm Amerika’nın Metin’i, Metin Türkiye’nin Malcolm’u…

Netflix’te ‘Who Killed Malcolm X?‘ adında bir belgesel dizi yayınlandı. Malcolm’u Malcolm yapan ölümünden önceki son bir senesi ve özellikle öldürüleceğini kesin olarak bildiği son 2-3 ayı hakkıyla işlenmemiş olsa da katillerin yıllarca nasıl aramızda gezebildiği, devletin rolü, bir yandan Malcolm’u anarken diğer yandan Malcolm’un katillerini övmenin, onlarla olmanın, katilleri korumanın dayanılmaz basitliğini ve adiliğini çok güzel ortaya koyan bir çalışma olmuş.

Malcolm cinayeti ile ilgili gerçekler 50 yıl sonra ortaya çıkıyor, susanlar konuşuyor, gerçekler dile getirilebiliyor.

Metin’le ilgili böyle bir çalışma yapılsa, -ki bugün yapılamaz, yapan kişi kendini ya hapiste ya da toprak altında bulur- bu belgeselden çok daha çarpıcı olacağına hiç şüphe yok. Metin Yüksel cinayeti yakın tarihimizin en önemli karanlık cinayetlerinden biri. Bu cinayetle ilgili ‘kimler’ ve ‘neden’ soruları geçmişten çok Türkiye’nin bugününü ilgilendiren tehlikeli bir soru.

Müslüman camia tarafından çok sevilen(!) Metin’in, çok sevilen ve sayılan katilleri, bayağı bilfiil tetiği çeken, planlayan, organize eden katilleri bugün iktidarda. Biri milletvekili oldu. Ama hiç ‘yuh’ demeye gerek yok, zira diğerlerinin ne olduğunu nerelerde olduğunu bilseniz milletvekili olana şaşırmazsınız.

Metin’in ve Malcom’un kardeşleri, katilleriyle hesaplaşanlardır.
Hayatlarını hak ve adalet mücadelesine adamış bu iki devrimci ismi ve anılarını katillerine bırakmayalım.

Metin Yüksel suikastı ve ardındakiler

Şubat 23, 2013 1 yorum

82937426_187052775707509_483467619354017792_n

Metin Yüksel’in sonradan vekilliğe terfi ettirilen ülkücü tetikçileri tarafından neden öldürüldüğü 23 Şubat 1979’dan beri herkesin bildiği ama sustuğu, üstünü örttüğü bir soru.

28 Şubat’ın failleri ve amaçları ile Metin Yüksel suikastının failleri ve amaçları aynıdır. Tasfiye edilen toplumsal çizgi da aynıdır. Toplumsal-siyasal islami hareket hem yerel hem uluslararası düzlemde sağ/batı blok karşısında ve sol/doğu blok ittifak haldeydi. Zihin dünyası sistem, devlet, sınır ve sınıf karşıtı bir söylem ve eylemle aksiyon alıyordu. Önce bu sol islamcılığı tasfiye edip İslami kesimin öncülüğünü sağ islamcılığa teslim ettiler. Sonra içi boşaltılmış İslamcılığa da gerek duymayarak doğrudan devletçi-milliyetçi militarist, saltanatçı, sistemci, ahlaksız bir bataklığa gömüldüler. Metin Yüksel suikastı ve 28 Şubat darbesinin esas amacı gayesi buydu. Başardılar.

Her 23 Şubat’ta Fatih Camisi’nde Metin’i anmak için toplanan İslamcılar hep konuştular ama ağızlarından ‘Kürt’, ‘Kürdistan’, ‘milliyetçilik’, ‘ülkücüler’, ‘Kürtçe’ kelimelerinin çıktığını hiç duymadım. Sadece şehit ve şehadet edebiyatı yapılır, ümmetçilik vurgulanır üstüne basa basa, İslam dünyasının şehitleri anılır. İsrail’e kahrolsun denilir. Bu kadar. Gerçi şimdi ümmetçilik bile kalmamış, milliyetçi muhafazakarlar -yani Metin’in katilleri- Türk bayraklarıyla bizzat Metin’i anar olmuş.

Oysa Müslüman bir genç olan Metin’in öldürülmesinin sebebi İslamcı ya da Müslüman olması değildir. Metin Kürt olduğu için, Kürt olduğunu saklamadığı için, Fatih’in duvarlarına Kürtçe sloganlar yazdığı için, yoksul halkla dayanıştığı için, antikapitalist ve antiemperyalist olduğu için, devlet/düzen karşıtı olduğu için, ‘yeşil komünist’ olduğu için ülkücü tetikçiler eliyle sağ blok tarafından öldürüldü.

Gençlik içerisinde öncü rolü benimsenen Metin öldürülmezse, hak ve adaletten yana olan toplumsal İslam çizgisini tasfiye edemeyeceklerdi ve sağ-sol çatışmasında sağ bloka eklemlenmeye çalışılan Müslüman gençliği sistemci-devletçi sağ bloğa yamamaları zorlaşacaktı.  Ülkücüler Metin’in “Kürtçü ve ‘yeşil komünist” olduğu için, Fatih’i solculara açıp sağcılara dar ettiği için cezalandırıldığını itiraf ederler. Metin İslamcıların tüm körlüklerine rağmen Kürt kimliğine, halkının ezilmişliğine ve haklarına kör kalmamış,  Kürtçe dahil 4-5 dilde sloganlar, afişler hazırlamış ve duvar yazılaması yapmış, ‘en büyük ibadetin hakkı müdafa etmek’ olduğunu söyleyecek kadar en büyük sözünü kendi mahallesine karşı söyleyen, ‘sınırsız, sınıfsız İslam toplumuna’ diyebilecek kadar cesur bir gençti.

Metin’i milliyetçilere öldürten sebepler bunlardır, bunların üstünü senelerdir örten de bu cinayete ortaklık edenlerdir. Cami avlusunda Metin’in tekbir sesleriyle katledildiğini unutmayın. Milli Türk Talebe Birliği, Ak Parti gençliği ve kayda değmez diğer İslamcı-Türkler Metin’i sahiplenmişler anıyorlarmış. Tayyip’in dava arkadaşıymış Metin! Hadi oradan!

Hak ve adaletten yana olanların, özellikle de Kürt halkının ve örgütlerinin Metin’e sahip çıkması gerek.

Metin’in kardeşleri, Metin’in katilleriyle hesaplaşanlardır!

23 Şubat, Hepimiz Metin’iz…

İnsan Barışla Yaşar – Muhammed Cihad Ebrari